Alzheimer & Songaminute Man, Bir Yaşam Hikayesi (Bilingual)


As we know that Alzheimer is a ‘chronic neurodegenerative disease’ and usually starts slowly, may get worse in time. And,especially  in developed countries the incidence of this disease is increasing. So, it is so important to be aware of it in order to prevent the patient feel like s/he loses the control of life and maybe identity too.

Alzheimer'ın bir "kronik nörodejeneratif hastalık" olduğunu ve genellikle yavaş başladığını bildiğimiz gibi bu zamanla daha da kötüleşebilir.

Ve özellikle gelişmiş ülkelerde bu hastalığın insidansı artıyor. Dolayısıyla, hastanın yaşamının kontrolünü ve belki de kimliğini kaybettiğini hissetmesini önlemek için farkındalık çok önemli.

We want to share the interview of a father-son relationship that has settled in the hearts of  England. Ted MacMcDermott is an old-time singer! And, this talented beautiful man with the voice of Frank Sinatra is Simon's father. In 2013, Ted got cought to Alzheimer's disease,  his wife and son Simon did not leave him alone. Ted, whose greatest passion was to 'sing' tightly wrapped back in his life with passion with the support of Simon. This father and son from England was on 'top'list of UK with an Italian song called 'Quando Quando Quando' which they sang at car. The biggest news was; Father and son have been awarded the UK Pride Prize to increase the  awareness in dementia ! Simon, in the meantime, wrote a book addressing his father, dementia and describing the real personality of his father. Ted  made a fantastic success and took out his LP covered from Frank Sinatra songs etc. as an Alzheimer's patient! We want to share this news with you in order to serve to spread this vital awareness.

Sizlerle İngiltere'de kalplerde taht kurmuş bir baba- oğul ilişkisinin röportajını paylaşmak istiyoruz. Ted MacMcDermott, eski zamanların bilindik bir şarkıcısı! Ve, Frank Sinatra sesine sahip bu yetenekli güzel insan Simon'ın babası. 2013 yılında yakalandığı Alzhmeimer hastalığında eşi ve oğlu Simon onu yalnız bırakmadılar. En büyük tutkusu 'şarkı söylemek' olan Ted, Simon'ın desteğiyle yaşamsal tutkusuna sıkıca sarıldı.  ve, İngiliz baba oğul, arabada söyledikleri 'Quando Quando Quando ' adlı İtalyan şarkısıyla 'hit' oldular. En büyük haber ise; Demans bilincini artırmak üzere baba oğul İngiltere'nin Gururu Ödülü'nü aldılar! Simon, bu arada babasına hitaben demans ve de babasının gerçek kişiliğini anlatan bir kitap çıkardı. Ted ise; müthiş bir başarıya imza attı ve bir Alzheimer hastası olarak plağını çıkarttı! Biz de bu yaşamsal farkındalığa hizmet etmek üzere bu haberi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Haberin devamı...

Kahve Gazetesi: Simon, the unconditional bond between you and your dad is quite inspirational. As we can see, you do your best to keep your dad’s mental functions active. And, it seems like you both enjoy singing! Would you like to share your routine day with us? And, how it all started..?

Simon, sen ve baban arasındaki koşulsuz bağ oldukça ilham verici. Görebildiğimiz kadarıyla, babanızın zihinsel işlevlerini aktif tutmak için elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz. Ve sanki ikiniz de şarkı söylemekten çok hoşlanıyorsunuz! Rutin gününüzü bizimle paylaşmak ister misiniz? Ve her şey nasıl başladı ..?

Simon MacMcDermott: Dad’s illness made him very aggressive, so as a way of calming him down I used to take him for long drives in the car. We would sing along for hours. Dad loved it – he’s always been a performer so would love the attention. He often thought that the other people in the cars could hear us so it was like he was back to his normal self as the big performer. Unfortunately Dad’s condition has worsened. He is very confused and doesn’t really recognise who we are and can walk around for hours looking for “his people”. Music has always been Dad’s passion though – it’s something he loves. Even though he is very confused, as soon as he hears a song that he knows, he’s back to being the performer again. As long as Dad is happy, which in turn makes our lives easier, that’s all that matters.

Babamın hastalığı onu çok agresif kıldı, bu yüzden  sakinleştirmenin bir yolu olarak onu arabayla uzun sürüşlere alıyorum. Saatlerce şarkı söylerdik. Babam onu ​​ çok sevdi - o her zaman bir gösteri adamıydı, bu yüzden ilgi görmeyi çok severdi. Arabalardaki diğer insanların bizi duyabildiğini düşünü yordu, bu yüzden  normal benliğine döndü. Maalesef babamın durumu daha da kötüye gitti. Kafa karışıklığı çok fazla ve kim olduğumuzu gerçekten bilmiyor ve 'bizi' bulmak için de saatlerce etrafta dolaşabilir. Müzik her zaman babamın tutkusu olmuştur - çok sevdiği bir şeydir. Kafası çok karışmış olsa da, bildiği bir şarkıyı duyduğu anda tekrar gösteri insanı olmaya geri döner. Babam mutlu olduğu sürece, bu da hayatlarımızı kolaylaştırıyor ve o işte çok önemli.

Kahve Gazetesi: As we know, coffee has a positive effect on Alzhemier’s disease treatment since it activates the neural system. Does Ted enjoy coffee? And, if yes, would you share his daily ‘coffee ritual’ with us ( if exists)?

Bildiğimiz üzere, kahve sinir sistemini harekete geçirdiği için Alzhemier’in hastalığı üzerinde olumlu bir etkiye sahip. Ted kahve sever mi? Ve eğer evetse, günlük “kahve ritüelini” bizimle paylaşır mısın?

Simon MacMcDermott: Dad loves coffee (usually just the usual Nescafe – nothing too specialist!!), but because of his illness, we have to avoid caffeine for him as it can keep him awake all night. Dad’s perception of night and day is completely confused so sometimes he can be awake in the middle of the night.

Babam kahveyi çok sever (genellikle sadece her zamanki Nescafe -  çok uzman değildir!), Ama onun hastalığı yüzünden, bütün gece uyanık kalmaması için  kafeinden kaçınmamız gerekiyor. Babamın gece ve gündüz algısı tamamen karışıyor, bazen de gecenin ortasında uyanık olabiliyor.

Kahve Gazetesi: We all need to discover our capacity for love and bonds. Maybe its called life and we learn it with different experiences. And, we know that it can be difficult dealing with an Alzheimer’s patient since its necessary to observe their necessities and feelings. And,  how is it for you since its your -maybe one of the the closest persons- dad?

Hepimizin sevgi ve bağlılık kapasitemizi keşfetmeye ihtiyacımız var. Belki de buna hayat deniyor ve bunu farklı deneyimlerle öğreniyoruz. Ve, bir Alzheimer hastasının ihtiyaçlarını ve hislerini gözlemlemenin ne kadar zor olabileceğini biliyoruz. Bu sizin için nasıl? Hele ki bu insanlardan biri belki de en yakınınız-babanız olduğunda?

Simon MacMcDermott: Dad can no longer do basic things – like make a cup of tea – but he still knows every word to the songs he used to sing. When Dad would get aggressive or violent I’d take him out in the car with his music – this was to get him away from Mum so that she could have a break for an hour or two. But we would drive around in the countryside, singing away at the tops of our voices. It made Dad 10 times happier and was a massive relief to see the change in his personality. I think it was a relief to Dad because it was the one thing he could do without getting confused. Also Dad’s a bit of a show off so he would love the attention.

Babam artık temel şeyler yapamaz durumda - çay yapmak gibi - ama şarkı söylediği şarkılarda hala her kelimeyi bilir. Babam kızgın olduğunda, onu müzik eşliğinde arabayla gezdiriyordum- bu onu bir şekilde annemden de ayrı tutmaktı, böylece annem de bir iki saatliğine mola verebilsin. Biz de babamla kırsalda dolaşıp, en yüksek sesimizle  şarkı söylerdik. Bu babamı 10 kat daha mutlu ediyordu ve kişiliğindeki değişimi görmek için büyük bir rahatlamaydı. Bunun babamı rahatlattığını düşünüyorum çünkü kafasını karıştırmadan yapabileceği tek şey buydu. Ayrıca babam biraz da şov insanıdır,, o yüzden dikkat çekmeyi çok sever.

Kahve Gazetesi: Can you tell us about Teddy Mac’s background as a singer. And his newly released LP? Seems like he enjoyed a lot in his recording. And, that must be quite an important motivation for him and you!

Bize Teddy Mac’in şarkıcı olarak geçmişini anlatabilir misin? Ve yeni çıkan plağını da! Kayıtta çok eğleniyor görünüyor. Ve bu onun için ve sizler için oldukça önemli bir motivasyon olmalı!

Simon MacMcDermott: Dad was a singer all his life. He sang from when he was around 16 in the local pubs and clubs in the Midlands of the UK. He was in a band called The Starliners which became very popular in the local area during the 1960s but the rest of the band didn’t want to tour as they all had families. It was Dad’s big break and unfortunately it didn’t happen. All my life Dad has sung. I’ve grown up surrounded by music, singing and records – all the classics such as Frank Sinatra, Al Martino, Tony Bennett etc. After Decca released the charity single, we decided to crowdfund to produce a full big band album. It took a few months to raise the money (which was basically people paying in advance for a copy of the single), then a 30 man orchestra re-recorded Dad’s backing tracks. It’s all the big band classics: Here in My Heart; Volare; Quando Quando; Mac the Knife – all songs Dad used to sing on stage. It’s available on iTunes or you can get a CD from www.songaminuteman.com

Babam hayatı boyunca bir şarkıcıydı. İngiltere'nin Midlands bölgesindeki yerel pub ve kulüplerde 16 yaşına geldiğinde şarkı söylemeye başlamış. 1960'lı yıllarda yerel alanda çok popüler olan The Starliners adlı bir gruptaydı, ancak grubun geri kalanı herkesin olduğu gibi turneye çıkmak istemiyordu. Babam için bu büyük bir sıçramaydı ve maalesef olmadı. Hayatım boyunca babam hep şarkı söyledi. Müzik, şarkılar ve kayıtlarla  büyüdüm - Frank Sinatra, Al Martino, Tony Bennett gibi klasikler. Decca, single yayınladıktan sonra, crowdfund'a  bir büyük grup albümü çıkartmaya karar verdik. Parayı arttırmak birkaç ay sürdü (ki bu temelde insanların bir single için ödedeği peşin bir paraydı) 30 kişilik bir orkestra babamın destek kayıtlarını yeniden kaydetti. Tüm büyük grup klasikleri bu kayıtta var: İşte kalbimde; Here in My Heart; Volare; Quando Quando; Mac the Knife - tüm şarkılar Babamın geçmişte sahnede söylediği şarkılardı. ITunes üzerinde de ulaşılabileceği gibi veya www.songaminuteman.com adresinden de bir CD/LP olarak alabilirsiniz.

Kahve Gazetesi: And, Simon.. Your book, ‘Songaminute’ is an amazing idea. Just ordered ours over Amazon! Can you tell us about what made you write this book. And do you read it to your dad from time to time?

-Ve Simon .. Kitabın ‘Songaminute’ inanılmaz bir fikir. Amazon üzerinden kitabının siparişini verdik! Bu kitabı ne yazdığınızı anlatır mısınız? Ve zaman zaman kitabını babana da okuyor musun?

Simon MacMcDermott: I wanted to share my family’s story about what it can be like living with Alzheimer’s Disease. I would try to explain to friends and family what we were living with but I don’t think they truly understood the extent of the violence and aggression that we were living with. It was an incredibly lonely time for us. People often think dementia is just people forgetting things but it opens up a whole world of problems that people may not realise. I wanted to shine a light on that, specifically also to show the true side of what it can be like. However – I didn’t want to just write about Dad’s dementia. It was important for me that people knew the full character of my Dad and who he was as a person  before dementia struck. Additionally, although dementia took dad away, it also enabled us to become very close – probably a lot closer than when he was well. It’s also enabled me to learn things about my Dad that I would otherwise never have known. You can grab a copy of the book by searching for:

Ailemin, Alzheimer Hastalığı ile yaşamanın nasıl bir şey olabileceği hakkındaki hikayesini paylaşmak istedim. Yaşadıklarımızı, dostlarımıza ve ailemize anlatmaya çalışmıştım ama yaşadığımız durumun boyutunu gerçekten anladıklarını sanmıyorum. Bizim için inanılmaz derecede yalnız geçirdiğimiz bir zamandı. İnsanlar çoğu zaman demansın sadece insanları unutmak olduğunu düşünür ama bu insanların farkına bile varmayacağı bir dünya kadar sorun demektir. Bu konuyu aydınlatmak istedim, özellikle de bunun nasıl olabileceğinin gerçek bir taraftan göstermek için. .. Ancak - sadece babamın demansı hakkında yazmak istemedim. İnsanların benim babamın tam karakterini ve demanstan önce nasıl bir kişi olduğunu bilmeleri benim için önemliydi. Ayrıca, demans babamızı bizden almış olsa da, bu hastalık sayesinde onunla daha da yakınlaştık. ve, belki de yaşamında en yakın olduğumuz dönem bu. Ben de bu sayede babam hakkında belki de hayatta bilemeyeceğim şeyler öğrendim...

Kitaba The Songaminute Man by Simon McDermott  olarak aratarak veya   Amazon üzerinden  https://amzn.to/2kemePL ulaşabilirsiniz:

Simon, thank you for your time.  You are definetely a caring heart.And, I personally believe that there are lots for many people to learn from you!Thank you,

Simon, bize zaman ayırdığın için çok teşekkür ederiz. sen, gerçekten de koruyucu ve kalben güzel bir insansın. Ve, kişisel inancım, pek çoğumuzun senden pek çok şey öğrenmesi gerektiği. Teşekkürler!

Kahve Gazetesi- Coffee Press Turkey

Fotoğraf: Simon MacmcDermott

İçeriğin izinsiz kopyalanması yasal olarak sakıncalıdır.

Güncel Haberler
Search By Tags
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic